.

.

9 Mart 2017 Perşembe

Sabahattin Ali- Kuyucaklı Yusuf

Kitap yorumu;
Sabahattin Ali'ye ait okuduğum 2. roman Kuyucaklı Yusuf oldu. Kürk Mantolu Madonna'nın beni etkilediği kadar çok etkiledi bu kitap. Gerçekten Yusuf hem sert hem de öyle naif bir karakter ki. Onun yaşadıklarını gördükçe gerçek derdin, hüznün ne olduğunu anladım. Bana öyle güzel hisler kattı ki bu kitap. Kâh mutlu oldum kâh üzüldüm. Ama sanırım en çok üzüldüm. Kitabın başından beri aşk bekliyordum. Ama 100üncü sayfadan sonra aşk su üstüne çıkmaya başladı. Yusuf'un karısı Muazzez'e kızsam mı üzülsem mi bilemedim... En çok kızdığım karakter kaynanası Şahinde oldu. Hüzün dolu bir hikâye. Mutlaka okuyun. Çok etkilendim ve eminim etkisi büyük olacak... 🌾
ALINTI
🍃 Varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi; fakat yokluğu müthişti...
🍃Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi İlk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz öldürmeye mecbur kalıyordu?... Niçin? Kimin için?...

25 Ocak 2017 Çarşamba

3 GÜNLÜK KİTAPLAR | STEFAN ZWEIG | SATRANÇ #2


Bu kitabı her yerde gördüğüm için okumak istedim itiraf etmek gerekirse. Ben satranç oynamayı bilmiyorum ama kardeşim çok sever. Hep benimle oynayıp beni yener ben bilmediğimden :)

Kitap öncelikle Mirko Czentovic'in hayatıyla başlıyor. Dünya şampiyonu oluşundan bahsediyor ama asıl konu bu değil. Asıl konu Dr. B. ve yaşadıkları...
Bir gemi yolcuğunda bu iki isim karşı karşıya geliyor. Bu gemide satranç tutkunu birçok insan yer alıyor. Dr. B. bir esir... Hayatında hiç satranç tahtasına dokunmamış, satrancı kitabından okuyup öğrenmiş bir amatör. Fakat oldukça yetenekli. Czentovic ise dediğim gibi bir dünya şampiyonu. Son 20 sayfasını çok büyük heyecanla okudum. Kim kazanacak ne olacak diye. Hırslandım, inatlaştım adeta. Resmen yaşadım kitabı.
Kitabın verdiği o kadar çok mesaj var ki. Hırs, yalnızlık, korku, kibir... 
Oldukça az sayfası olması sebebiyle uzun uzun anlatmayacağım.  Tavsiye eder misin derseniz elbette ederim. Bayıldım diyemem, ama çok iyi bir eser diyebilirim. Bol okumalı günler :)

DERS ÇALIŞMA TAKTİĞİ | POMODORO

Hellööö! :D
Bu gün sizlere gerek test çözerken gerek sınavlarınıza çalışırken sıkılmadan ders çalışabileceğiniz bir teknikten bahsedeceğim, ben buna taktik diyorum :D Adı POMODORO. 



Belki daha önce duyanlar hatta uygulayanlar vardır. Ben daha önce duymamış ya da uygulamaya fırsat bulamamış olan dostlarım için bu yazıyı yazmak istedim. Sadece ders çalışmakta zorlananlar için değil, kitap okumakta güçlük çekenler için de uygulanabilecek bir teknik bence. Şu şekilde uyguluyoruz;
1) 25 dakika ders çalışıyoruz.
2) 5 dakika mola veriyoruz. (Dikkat! 5 dakikayı geçmesin.)
3) 25 dakika ders çalışıyoruz.
4) Yine 5 dakika molaaa.
5) 25 dakika derssss
6) 5 dakika molaaa
7) 25 dakika ders
8) Bu sefer 20-30 dakika arasında bir mola veriyoruz.
Bu 1 pomodoro ediyor. Günde 4-8 arası pomodoro yapmak oldukça faydalı olacaktır.
Ben ders çalışırken denedim ve oldukça verimli geçtiğini gördüm. Sizlere de yararlı olacağını umuyorum. Bu aralar kitap okumaya daha fazla vakit ayıracağım çünkü finallerim bitti ve tatildeyim. Pomodoro tekniği ile okumayı da düşünüyorum. Sizler de deneyebilirsiniz. Hatta dakikalarını arttırabilirsiniz ama sakın azaltmayın! :D

Şimdi sizlere bir de bu teknik ile ilgili telefonunuza indirebileceğiniz güzel bir uygulama söyleyeceğim; 
''Brain Focus''
Adroid için çok keyifli bir uygulama hem istatistiklerinizi de görebiliyorsunuz. Ayrıca Türkçe :)
Şimdilik benden bu kadar,
Hepinize sevgilerrrr :)

24 Ocak 2017 Salı

BACKTRACK | ÖLÜM TRENİ




Vizyon Tarihi:15 Nisan 2016
Yapımı: 2015 - Avustralya
Tür: Gerilim, Gizem
Süre: 90 Dakika
Yönetmen:  Michael Petroni
Senaryo: Michael Petroni




Gizemli gerilim filmi izlemeyi sevenler burada mı?
Size harika bir filmden söz etmek istiyorum. Evet gerçekten çok çok beğendiğim bir film oldu.
Öncelikle filmin kurgusundan azıcık söz edeyim, film psikolog bir adamın kızının talihsiz bir kaza sonucu ölümü ile başlıyor. Kaza, adamın dikkatini bir an başka bir yere vermesi sonucu oluyor ve kızı ölüyor. Peki dikkatini neye veriyor? İşte bu noktada geçmiş devreye giriyor. Bu arada adam işini yapmaya devam ediyor ve hastalarında bir gariplik seziyor. Bunları çözerek işe başlıyor.
Sonuna kadar tahmin yürütebileceğiniz ama tam olarak sonuca ulaşamayacağınız bir film... Ben bol bol şaşırdım ve gerildim diyebilirim. Soru işaretleri çözüldükçe yeni bir soru işareti ortaya çıkıyor ve en sonunda da tüm soru işaretlerine bir cevap veriliyor.
Filmle ilgili yapacağım olumsuz bir yorum ise şu şekilde  olacak, hikayenin varacağı nokta ile başlangıç noktasının aslında pek bir ilgisinin olmadığı... Ayrıca görsel efektleri de oldukça yetersiz buldum. Bunları biraz olsun görmezden gelebilirsek güzel vakit geçirerek izlenecek ve sevilecek bir film olduğunu düşünüyorum.
Başrolünde daha önce bloğumda da yer verdiğim, Piyanist adlı filmin başrol oyuncusu olan Adrien Brody yer alıyor. Zaten onun oyunculuğunu çok beğeniyordum eminim ki sizler de beğeneceksiniz. Oldukça kaliteli buldum bu filmi. Zaten sonu gizemli olan filmleri hep severek izlemişimdir. 
Umarım sizler de severek ve beğenerek izlersiniz. Okuduğunuz için teşekkür ederim :) keyifli izlemeler :)



NOT: bloğumu ilk defa takibe alanlar lütfen blog adreslerini de yoruma bıraksınlar çünkü bazen blogları bulamıyorum ve takip edemiyorum :(

21 Ocak 2017 Cumartesi

Geldiiim!

Herkese merhabaa! Uzun bir ara oldu biliyorum :( 
Maalesef ki öğrenci olmak oldukça zor. Tatilleri çok hoş tabii. Bol bol boş vaktiniz oluyor ama sınav zamanı olunca... Bir de yurdun interneti çok sıkıntılı...
Neyse ki sınavlarım bitti ve yeniden buradayım. Evime de döndüm. Bomba gibi geliyorum dermişim :D Aklımda güzel planlar var umarım gerçekleştireceğim. İçerik için bol bol araştırma yapıyorum... İlerlemek istiyorum ama bazen de umutsuzluğa kapılıyorum. Biz ülke olarak pek sevmiyoruz okumayı... O yüzden blog dünyasında ne kadar ilerlerim bilemiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Çok uzun yazmayacağım bu gün. Sadece haber vereyim dedim :)
Sevgiler :)

NOT: bloğumu ilk defa takibe alanlar lütfen blog adreslerini de yoruma bıraksınlar çünkü bazen blogları bulamıyorum ve takip edemiyorum :(

29 Aralık 2016 Perşembe

LİLA'NIN GÜNCESİ | ÇEKİLİŞ

Arkadaşlarrrr bir süre önce güzel bir çekilişe katılmıştım. Tabi ki kazanamam diye düşünerek 😂 sonrasında çekilişin açıklandığını duydum, ben acaba katılmış mıydım diye düşündüm. Neyse en azından bir yorum atarım, bloğu ziyaret etmiş olurum dedim. Bir girdim ki DESTİNO kazandı. Ben şok tabi. İnanmadım önce. Sonra çok sevindim. Daha önce hiç bir çekilişi kazanmamıştım (biliyorum çoğunuz öylesiniz 😂) tabi ki bu sonuç beni çok mutlu etti. İşte burada :)

Dün de kargom gelmiş, ben üniveristede okuyorum çoğunuzun bildiği gibi ve de yurtta kalıyorum. Kargo gelmiş dee benim haberim yok iştee. Neyse Lila'ya mesaj attım bugün. O da ben bakıyorum takip numarasından dün teslim edildi diyor dedi. Şaşırdım. Haberim yok çünkü geldiğinden.
Bugün okuldan sonra gidip idareye sordum. Onlar da geldi deyince ikinci bir mutluluk  sardı beni :)
Hemen odama çıkıp açmak istiyordum. Sabırsızlık işte.
Vee açar açmaz bayıldım. O kadar tatlılar ki... Kendi elleriyle yaptığı çok güzel hediyeler de vardı. Bana çok da tatlı bir mektup yazmış. Öyle samimi öyle içten. Blog hayatında kazandığım her arkadaş için şükrediyorum... Her gün.






İşte benim tatlış hediyelerimmm :)

çok çok çok tatlı bir takvim vee defterr :)


Kitabımm. Okuyunca mutlaka blogta yorumumu göreceksinizz :)



Bunlar da bana Lila'dan notlar. Mutlaka onun da bloğunu ziyaret edin eminim çok seveceksiniz :)
vee ona tekrar çook teşekkür ediyorum :)


NOT: bloğumu ilk defa takibe alanlar lütfen blog adreslerini de yoruma bıraksınlar çünkü bazen blogları bulamıyorum ve takip edemiyorum :(

Hepinize sevgilerrr :)



25 Aralık 2016 Pazar

3 GÜNLÜK KİTAPLAR | SABAHATTİN ALİ | SIRÇA KÖŞK | #1

Herkese yeniden merhaba! Bu gün sizlere yeni bir yayına başlayacağımı söylemek için buradayım.
Ben dedim ki, herkes kitap okumayı pek sevmiyor ya hani, insanların en fazla 3 günde okuyabileceği kitaplardan oluşan yeni bir seri başlatayım. Yani her ay 1 ya da 2 tane en fazla 3 gününüzü alacak bir kitabı sizlerle paylaşacağım. Tabi ki normal kitap yorumlarıma da devam edeceğim.
Eğer beni instagramdan da takip ediyorsanız bu günlerde okuduğum kitabın ‘’Sırça Köşk’’ olduğunu görmüş olmanız lazım. Sırça Köşk çoğu kişinin bildiği gibi Sabahattin Ali’ye ait olan bir öykü kitabı. Ben öyle sevdim ki! :) ‘’3 Günlük Kitap’’ başlığımın ilk konuğu Sırça Köşk oldu. İçinde 13 tane öykü  ve 4 tane de masal bulunan bu eseri bence siz de çok seveceksiniz. Her öykünün ya da masalın sonunu merakla okumak ayrı bir keyif veriyor insana. Benim en sevdiğim hikaye ‘’Dekolman’’ oldu. En sevdiğim masal ise ‘’Sırça Köşk’’ oldu ama ‘’Bir Aşk Masalı’’nı da çok çok sevdim. Aslında ben bir bütün olarak kitaba bayıldım :)
Sizlerden istediğim, okuduktan sonra ya da okuyanların da benimle en beğendikleri öyküyü ve masalı paylaşmaları.
Hepinize keyifli okumalar, kocamaann sevgiler :)




ALINTI:
‘’Hele cümle alem bu köpeğin onda biri kadar rahata kavuşsun, bakın ben bir daha acı şeylerden söz açar mıyım?’’ (Bahtiyar Köpek)

‘’Bu dünya böyledir işte, kimi adam öldürdüğü için katil diye anılır, kimi adı katile çıktı diye adam öldürür.’’ (Katil  Osman)