13 Eylül 2016 Salı

The Pianist

Herkese merhaba :) Kitap incelemesi değil de film incelemesi yapacağım bu gün sizler için. Hali hazırda okuduğum bir kitap mevcut ama bayram dolayısıyla pek fazla elime almaya vakit bulamıyorum. Bir de aldım mı bırakmadan okumak istiyorum aslında... Bu arada şu an Murat Boz'dan ''Adını Bilen Yazsın'' şarkısını dinliyorum çok sevdim dinlemeyen kaldıysa tavsiye ederim :)) haydi başlayalım o zamannnn :)

İnceleyeceğim film ''The Pianist''



Filmin önce yayınlanan tanıtımıyla başlayalım, tanıtım şu şekilde;
İkinci Dünya Savaşı'nın sürdüğü yıllarda, Wladyslaw Szpilman adlı Polonyalı bir piyanist, Nazi kampına gitmekten kurtulmanın bir yolunu bulur. Ancak hayatta kalabilmek için zor bir mücadele vermesi gerekecektir.
Wladyslaw Szpilman, savaş patlak verdiğinde 27 yaşındaydı ve Polonya'nın geleceği en parlak konser piyanistlerinden biriydi. Luftwaffe'de radyo istasyonu bombalandığında Chopin'in C minor Nocturne'nü çalıyordu.Tüm Yahudiler gibi o ve ailesi de evlerinden çıkartılarak Varşova gettolarına sürülmüştü. Bu çok yetenekli genç adam yeni yaşamında karaborsacıların ve işbirlikçilerin eğlendiği barlarda çalmaya başlamıştır.İşte bu işbirlikçilerden biri onu ve ailesini ölüme götüren esir kampı trenlerinden birinden kurtarmıştır. Savaş fısıltıları, direnişçiler ve sürpriz bir Alman subayı sayesinde Szpilman savaşta hayatta kalmayı başarır.
Piyanist filmi IMDB Top 250 (Film) listesinde yer almaktadır.




Ben galiba izlemek için biraz geç kaldım. Siz de geç kalmayın diye yazayım hemen dedim. Film gerçek bir yaşam öyküsü. Ben bunu filmi izledikten sonra öğrendim bilseydim daha dikkatle izlerdim aslında. Bu yüzden bunu da bilmenizde fayda var diye düşünüyorum. Filmin türü dram, savaş, tarih, biyografi, 2. Dünya Savaşı ve Nazi Almanyası gibi başlıklar altında sıralabilir. Süresi 150 dakika her dakikası hareketli geçen bir film. Filmin en önemli noktası ise aradaki duvar diye düşünüyorum ve hatta şöyle bir replik eklemeliyim; 

-''Duvarın bu tarafında daha iyi hissediyorsun, değil mi?''
-''Evet. Ama bazen, duvarın hangi tarafında olduğumu hâlâ bilmiyorum.''

Filmin 4. partından sonra daha da ilgili izlemeye başladım ben, başları da hareketli ve güzel ama bazen sıkıldığımı söyleyebilirim. Filmi çocuklar dışında herkes izleyebilir bana göre. Bir yaş sınırı koymak gerekirse 13+ diyebiliriz...
Filmin mesajına gelince... Filmde asıl mevzu Yahudi acıtasyonu desem yalan olmaz. Filmin baş kahramanı -yani piyanist- bir Yahudi. Nazi Almanyası'nın Polonya'daki yahudilere uyguladığı soykırımı konu alıyor. Yahudiler masum ötesi masum gösterilmiş bu filmde. Yani gerçekte olmadıkları kadar masumlar. Yahudiler'e bu filmi izlerken acıdın mı derseniz aslında hayır. Gerçekten acı bir tablo ama şuan onlar daha beterini Müslümanlar için yapıyorlar.




Başrolünde Adrien Brody var ve hakkıyla rolünü yaptığını düşünüyorum. Film bir başyapıt. Oldukça etkileyici. Savaşların ne denli kötü bir şey olduğunu gözler önüne seriyor. Savaş kime karşı olursa olsun kötüdür. Keşke Yahudiler geçmişlerine baksa da şimdi yaptıklarını yapmasalar diyebiliyorum sadece. Çünkü bu filmde gördüğümüz gibi onlar da berbat şeyler yaşamışlar ve bu berbat şeyleri yaşayan insanların biraz daha merhametli olması beklenirdi...
Her neyse. Filmde sadece normal savaşı değil, insanın açlıkla olan savaşını da işlemişler ve bu kısımdan oldukça etkilendim diyebilirim. Bir de insanın yaşamak uğruna nelere katlanabildiğini görüyorsunuz filmde. 
En güzel sahnelerden biri de Szpilman'nın piyano çaldığını hayal ettiği andı bana göre...






Bir de benim çok ilgimi çeken bir kısım daha vardı. O da bir kadının sürekli ''Bunu neden yaptım?'' diyerek ağlamasıydı. Nedenini ise filmde görün istiyorum. Beni çok etkiledi...


Filmin sonu ise beklendiği gibi. Güzel bir sonla bitiyor.
Umarım biraz da olsa fikir sahibi olmuşsunuzdur diyorum ve sözlerimi filmden bir replikle bitiriyorum...



''Bizi yaralarsanız kanamaz mıyız?
Gıdıklarsanız gülmez miyiz?
Zehirlerseniz ölmez miyiz?
....

ve zulüm ederseniz öç almaz mıyız?''

6 yorum:

  1. Filmi izleyeli çok uzun zaman oldu. Hatta vakit bulursam bir kez daha izlemek isterim bu aralarda. İzlediğimde etkilendiğim ve çok beğendiğim bir film olduğunu da söylemeliyim. Adrien Brody gerçekten muhteşem bir oyuncu.

    Ancak senin yorumunda "Şu an daha beterini Müslümanlara yaşattıkları için Yahudilere acımadım." yaklaşımına katılmıyorum doğrusu. Böyle şeylerde olan masum insanlara oluyor. Ayrıca yapılanları tüm halka mal edebileceğimizi de düşünmüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Film kesinlikle çok güzel ben de severek ve beğenerek izledim.
      Ancak bir gerçek var ki Naziler'in eline düşen yahudiler ''acıtasyon'' ile buralara kadar geldiler. Filme de bunu çok fazla lanse ettiklerini düşünüyorum. Filmde gördüğüm her sahnenin daha da beteri şu an Müslümanlar için yapılıyor. Bu sebeple asla yahudilere karşı içimde bir sempati ya da acıma duygusu uyanmadı. Bu tabiki kişiden kişiye değişebilir bir şey. O halkı suçlamak değil amacım tamamiyle onlara karşı içimde bir duygu uyanmamasıyla ilgili bir mesele. Bu dönemde yapılan şeyleri onlara mâl etmiyorum ve asla Naziler'i de desteklemiyorum. Yorumun için teşekkür ederim, zaman ayırıp okuman ve benimle görüşünü paylaşman beni mutlu etti :)

      Sil
  2. Çok severek defalarca izledigim bir film.

    YanıtlaSil
  3. Bu blogda ne güzel filmler paylaşılıyor öyle! :) Filmi ben de uzun zmaannönce izledim, paylaştığınızı görünce yine izleme isteği uyandı içimde. O bahsettiğiniz piyano çaldığını hayal etme sahnesi... Ne diyebilirim ki, muhteşem! :) İyi ki incelemişsiniz bu filmi, kaleminize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim :) aynı sahneyi beğenmemize sevindim :)

      Sil

Subscribe