Kayıtlar

Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır? | Eşekli Kütüphaneci

Resim
Bu gün dersteyken hocamız bize bir hikaye anlattı, yaşanmış bir olayın hikayeleştirilmiş hali diyelim. Kısaca ondan bahsedip sadede geleceğim. Ürgüp'te Kütüphaneci bir amca varmış, günlerce beklemiş kimse kütüphaneye gelmemiş. Sonra yetkili yerlere haber vermiş ama ondan sonra da ancak 1-2 kişi gelmiş. O da kendince çareler aramaya başlamış ve gidip bir eşek satın almış. Bu eşeğe raflar yerleştirmiş ve raflara da kitaplar... Köy köy gezerek kitapları dağıtmış. Oradaki çocuklara da ''Çocuklar, bunları okuyun aranızda değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım, kitapları yıpratmayın diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak.'' dermiş. Zaman geçtikçe herkes bu durumdan çok memnun olmuş, amcanın gelmesini heyecanla beklemeye başlamış ve artık insanlar kütüphaneye giderek kitaplar almışlar... Şu anda onun bir heykeli de Ürgüp'te imiş. Yani diyorum ki, okumak için bize birinin kitap getirmesini beklemiyoruz değil mi? Her şey elimizin altında....

Film İncelemesi | Altıncı His (The Sixth Sence)

Resim
Herkese mutlu pazarlarr, bu gün size güzel bir film önerisinde bulunacağım. 1999 yapımı bu filmi izlemeyen kaldıysa koşsun hemen izlesin diyorum ben. Özellikle ''bir film olsa da sonunda ağzım açık kalsa'' diyenler için bu film :) Vizyon Tarihi: 04 Şubat 2000 Yapımı: 1999 - ABD Tür: Dram, Gerilim, Gizem Süre: 107 Dakika Yönetmen: M.  Night Shyamalan Oyuncular: Bruce Willis, Mischa Barton, Haley Joel Osment, Donnie Wahlberg, Toni Collette Size şöyle söyleyeyim, izlediğim en etkileyici filmlerden biriydi. Uzun zaman önce izledim ama hala etkisindeyim. Ne zaman biri bana bir film öner dese aklıma gelecek ilk filmlerden biri ''Altıncı His'' oluyor. Filmde 8 yaşında küçük bir çocuk var ve bu çocuğun normal ötesi bazı güçleri var, bu derdini de bir psikoloğa açıyor. Film gerilim dolu, adeta kitleniyorsunuz izlerken. Başrol Bruce Willis. Filmin finali izleyen herkesin dilindedir bence. Şaşır...

Ütopya'dan Mimliyoruz

Resim
Herkesee merhabaa! :) Semanur beni mimlemiş, hem de çok tatlış bir mime. Bu mimi  Semanur Kok  ve Hikaye Kalpli Kadın başlatmış bu arada. Ben de hemen yapayım dedimmm :) Semanur'un mimi için tık tık :) 1.Mucizelere inanır mısınız? Neden? İnanırım ya, bence dünyaya gelmemiz bile bir mucize. Hayatın kendisi, bize verdikleri her şey mucize. Beklemediğimiz anda öyle güzel şeyler oluyor ki. Tam da umudumuzu kesmişken! Bazen de korkuyoruz hayattan, sorumluluklarımızdan. Üstesinden gelemeyiz sanıyoruz. ''Allahım bir mucize olsun.'' diyoruz. Evet, iyi yapıyoruz. Çünkü en büyük mucize duada saklı. Ben inanıyorum işte ahali :) Bence siz de inanın :) 2. Şuan bir mucize olsa ne olsun istersiniz?  Madem Ütopya'dan mimlendim, mucize olsun isterim tabi ki :) Mesela üniversiteyi güzel bir ortalamayla bitirmişşş, atanmıışş sonra da kucağımda bebişimle yeni yazdığım kitabımı okusaydım keşke şimdi. Onu uyutmak için kendi kitabımı okusaydım mesela. Aklımda y...

77 Milyon Kişiyiz, Hepimiz Ayda 1 TL Versek?- Yardım Projesi

Resim
Arkadaşlar herkese merhaba, bu gün size ne kitap yorumu, ne film yorumu ne de bir hikaye paylaşacağım. Bu gün kendim için değil yardıma muhtaç insanlar için yazıyorum. Öyle internette sayfaları dolanırken bir siteyle karşılaştım. Keşke benim aklıma gelseydi dedim içimden, çok güzel bir fikirdi çünkü. Üniversiteli  7 arkadaş karar vermiş ve sadece ayda 1 lira toplayarak insanlara yardım edelim demiş. Düşünsenize 77 milyon insan ayda 1 lira verse ne kadar iyi bir para birikir! Ben de dedim ki madem benim aklıma gelmedi, sayemde 3-5 kişi bile bu oluşumu duysa benim için kârdır ve muhtaç insanlar için de. Site:  www.1tl.org.tr Bu arkadaşlar paraları telefonumuza attığımız liralar sayesinde topluyor. Yani her zaman internet paketi, sms ya da dakika yapmak için attığımız o liralar var ya onlardan. Bence bu paketleri yapan çoğu insan için 1 lira çok az bir miktar ve bu oluşum 1 liradan tek bir kuruş bile fazlasını kabul etmiyor. Sadece 1 lira… Sitede şeffaf bir kumba...

Kitap İncelemesi | Grigory Petrov-Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Resim
TANITIM Tarihte öyle milletler gelmiş geçmiştir ki, yiğitlikleriyle, ihtişamlarıyla gözlerimizi kamaştırırlar. Fakat bunlar sonunda, genel bir ahlak bozukluğunun kurbanı olmuşlardır. Ben sizi topluca çürümekten, düşünsel bir uyanışa çağırıyorum! Kitabımın her bölümünün, her sayfasının sonunda okurlarıma şunu hatırlatmak isterim: Hayat yapıcılığına ne zaman başlıyorsunuz? Siz ey bay ya da bayan, hayata borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz? Yazar Grigory Petrov'un çeşitli aralıklarla çıktığı Finlandiya seyahatlerindeki notlardan oluşan eser, 1800'lerin son döneminde Finlandiya halkının içinde bulunduğu durumu, cehaletten kurtulmak için başta Johan Vilhelm Snelman olmak üzere ülkedeki bir avuç Fin aydının verdiği olağanüstü mücadeleyi anlatır. Herkese selam! :) Birkaç gün önce okumaya başladığım kitabı bitirdim ve size kısaca anlatmak istedim. Bu kitap tamamıyla Finlandiya’nın nasıl iyi bir ülke haline geldiğini anlatıyor. Finlandiya ilk önce İsveç daha son...

MİM | Hayallerimiz ve Biz

Resim
Pazar pazar bir mim yazmak eğlenceli olur diye düşünerek sevgili Yaşampare 'nin beni davet ettiği bu mimi yazmaya karar verdim :) Onun mimine de buradan  ulaşabilirsiniz :) Ona da buradan teşekkür ediyorum :) Geçelim sorularımıza :) Hayal kurmaktan hoşlandığınız yer ya da zaman dilimi var mı? Hayal her yerde her zaman kurulur tabi ki ama ben yolda yürürken ya da otobüsle, arabayla bir yerlere giderken hayal kurmayı çok severim. Hele bir de arkada müzk varsa :) Bir de eskiden gece uyurken çok hayal kurardım :) En çok nelerin hayalini kurarsın? Açıkçası ben hayal kırıklığına uğramamak için çok fazla hayal kurmuyorum. Belki de korkuyorum kötü şeyler olmasından. Hayallerim en çok kitap yazma isteğimle ilgili oluyor :) Şimdiye kadar çok hayalinizi gerçekleştirdiniz mi? Genelde ulaşılabilir hayallerim vardı. Üniversiteden önce üniversiteyi kazanmak, tek başıma başka bir şehirde hayatımı sürdürebilmek gibi. Üniversite süresinde bir işe girip hem okuyup hem çalışmayı...

Sohbet tadında | Lâ Tahzen *

Resim
Bu sabah… Gece kitap okurken uyuya kaldığımdan alarmı kurmadan uyumuşum. Sabah uyandığımda da telefonum kendi kendine kapanmış. Uyuya kalınca geç kaldığımı anladım, kolumda saatim de yok, telefon açılana kadar saatin kaç olduğunu öğrenemedim. Dersim 10.20’de başlıyordu. Telefonun açılması 1 dakika kadar sürdü sanırım. O 1 dakika içinde aklımda türlü senaryolar… ‘’Saat kesin 11 olmuştur!’’ demeler  falan… Neyse ki saat 9:30du. Yine de çok geç bir saatti. Aceleyle hazırlanmaya başladım.  Kendi kendime sinirleniyordum. Acele işe şeytan karışır sözüne hep inanırım. Bu sefer şeytan pek karışmadı ama olsun. Saat  10 gibi hazırdım, tabi ki kahvaltı yapmaya vaktim kalmamıştı. Hızlı adımlarla tramvay durağına yürüyordum. Bir yandan da ileriye doğru bakıyorum, tramvay geliyor mu diye. Bir de durağa bakıyorum, eğer kalabalıksa tramvayı kaçırmadım demektir ama 3-5 kişi varsa kesin kaçırdım... Yürümeye devam ettim. Durağa geldim, uzaktan tramvay gözüktü. ‘’ohh be!’’ dedim elbette. ...